A
ABAKULUS: döşeme ve duvar mozaiği yapımında kullanılan, küçük bir küb biçiminde cam ya da taş parçası.
ABSORSİYON: Su emme
AÇIT DİKMESİ: Pencere ya da kapı boşluğunun yanındaki dikme.
AÇIT: Pencere veya kapı boşluğu.
AÇKI: Bir cismin yüzeyi üzerine sert bir madde veya alet sürterek, onu düzleştirip parlatma işi. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan alet. Anahtar gibi, her türlü açma işinde kullanılan alet.
ADA: Çevresi yollarla sınırlanmış ve çoğu parsellenmiş arsa ile böyle bir arsayı kaplayan yapılar takımı, yapı adası.
ADA: Belirli yollarla çevrili imar planların meydana getirdiği parsellerin üzerindeki bir arada oluşumuna denir.
AĞÖRGÜ: Taşları ağ şeklinde yerleştirilmiş duvar örgüsü.
AKITMALIK: Çatı kaplama işlerinde yedirmelik ya da kurşun şerit ile örtülü birleşme ya da tonoz geçmesi.
AKİT: Tarafların karşılıklı beyanların alındığı resmi senet tanzimine tabi işlemine denir.
AKS: Eksen.
AKTARICI: Dam kiremitlerini aktaran kimse.
AKTARMAK: Bir şeyi elden veya gözden geçirerek içindeki bozukları kaldırıp, yerlerine sağlamlarını koymak.
ALINLIK: Kimi yapılarda giriş kısmının ya da kapı ve pencerelerin üstünde bulunan üçgen veya yarı değirmi süsleme.
ANADUVAR: Yığma bir yapıda taşıyıcı duvar.
ARNAVUT BACASI: Tavanarasına ışık sağlayan çatı pencesi.
ARSA (imar parseli): İmar planı kapsamında yer alan kullanım şekli ve yapılaşma düzeni belirlenip tamamlanmış arazi parçalarına denir. Arsaların diğer bir ismi ile İmar parseli' dir.
ARAZİ: Yerleşim alanları ve yapılmış yollar dışında kalan topak parçasına denir
AYPENCERE: Yarım daire biçiminde pencere.
BACA ZARI: Bir bacanın içindeki çeşitli duman yollarını birbirinden ayıran ince bölmelerden her birine verilen ad.
BADANA (KAZEİN): Kireç badanaya biraz süt katılarak, mat olması istenen yüzeylere sürülen badana.
BADANA (KİREÇ): Kirece şap, terementi veya yağlı bir madde katılarak yapılan badana. Adi badana da denir.
BADANA (TUTKALLI): Tutkalın kaynar suda eritilip renklendirilmesinden sonra birkaç kat halinde duvara sürülmesi. Alakol badana da denir, böyle badana sürülmüş bir yüzeye başka çeşit badana yapılamaz.
BADANA: Duvarlara ve tavana sürülen beyaz veya renkli kireç şerbeti.
BAĞLAMA: Bir yapının çeşitli öğelerini kendi aralarında kenetleme. Duvarları veya çatının çeşitli parçalarını birbirine bağlayarak açılmalarını önlemek ve tek parça gibi çalışmalarını sağlamak için kullanılan kiriş, putrel gibi öğeler.
BAĞLAMA DEMİRİ: Kagir yapılarda ayrılmayı önlemekte kullanılan çeşitli şekillerde demir, kenet.
BAĞLAMA TAŞI: Bitişik olarak örülecek bir duvarı bağlamak için önce örülen duvarda bırakılan çıkıntılı taşlardan her biri.
BAĞLAYICI: Çimento, kireç, alçı gibi su ile karıştırıldığında plastik bir hamur veren, bir süre sonra katılaşan, daha sonra da sertleşen ve bu özelliklerinden dolayı taş ve kumu bağlamakta kullanılan madde: bağlayıcı madde.
BEDEN DUVARI: Yığma bir yapıda taşıyıcı duvar.
CAM ÇITASI: Camı doğramaya takmak üzere cam yuvasına tutturulan ahşap, maden ya da plastik çıta.
CAM İPLİĞİ: Ergitilmiş camdan elde edilen çok ince cam teli, cam lifi.
CAM KİREMİT: Işık geçiren çatı örtüsü yapmakta kullanılan, camın preslenmesiyle elde edilen bir tür kiremit.
CAM MOZAİK: Yan yana getirilmiş geometrik şekilli küçük parçalardan oluşan, döşeme ve duvar kaplamakta kullanılan cam asıllı gereç. Genellikle ön yüzleri kağıtlara yapıştırılmış olarak levhalar halinde satılırlar.
CAM PARKE: Işık geçiren döşeme yapmakta kullanılan özel şekilli karo.
CAM TUĞLA: Yarı saydam duvar yapmakta kullanılan içi boş cam blok. Desenli olanları da vardır. Standart boyu 19.5x19.5x9 cm.; birim ağırlığı 3.250 kg. ‘ dır.
CENDERE: Basınç makinesi.
CEPHE: Bir binanın yüzlerinden her biri ; özellikle ön yüz.
CİNS TASHİHİ: Tapu kütüğünde kayıtlı bir taşınmazı niteliğinin değiştirerek, bir başka nitelikteki tapu kütüğünde tescil edilmesine denir.
CONTA: Birbirinin üzerine kapanan iki kenar arasına, sızıntıyı önlemek için konulan lastik, kösele mantar veya benzeri maddeler.
ÇADIR ÇATI: Orta noktadan başlayarak dört yana düşen yüzeyleri olan, kare piramit şeklinde çatı, topuz çatı.
ÇALIŞMA: Ahşabın nem alarak veya nemini atarak boyut veya şekil değiştirmsi.
ÇARDAK: Üstüne sarmaşıklı ağaç veya çiçek sarılarak yapılmış kafesli gölgelik.
ÇATAL: İki ayrı doğrultudan gelen boruları tek bir boruya bağlamakta kullanılan ekleme parçası.
ÇATI: Yapıların üzerini, akıntılı bir tarzda örtecek malzemeyi taşımak üzere yapılan iskelet.
ÇIPLAK AHŞAP: Üzerinde boya, cila veya vernik bulunmayan ahşap.
ÇÜRÜTMEK: Eski kagir yapılarda aşınmış ince yonu taşları çıkararak yerine yenilerini koymak ve çevresini çimento harcı ile doldurmak.
DAİRE: Yapılarda aynı çatı altında birden fazla yapılan bölümlerden her birine denir.
DALGALI: Dalgası olan, dalga dalga görünen.
DAM ALTI: Yağmur ve güneş gibi etkilere karşı korunmuş yer.
DAM BAŞAĞI: Çatıların tepelerine süs olarak konulan başak biçiminde sivri tepelik.
DAM: Bir binanın göğe bakan yüzü.
DAMLALIK: Yağmur suyunu düşey bir yapı elemanının yüzeyini yalamayacak şekilde ileri dökmek için yapılan ve boydan boya devam eden çıkıntı veya yiv.
DAYAK: Bir yapı parçasının yıkılmaması için dayatılan çoğu ağaç, destek kısa payanda.
DEVRE MÜLK : Belirli devrelerde kişilerce kullanılarak belirli zaman içinde diğer halk sahiplerine devredilen mekana denir.
DİLEKÇE : Vergiden doğan cezaların azaltılması için ilgili daireye verilen yazıya denir.
DÖŞEME: Yapılarda katları ayıran ve üzerinde yürünen kısım. Döşemenin alt yüzüne tavan denir.
DUVAR: Yapılarda taş, tuğla, briket, kerpiç gibi gereçlerle yapılan düşey bölme öğesi.
DÜZ DAM: Düz görünecek kadar az eğimli dam.
EKRAN: Üzerine bir cismin görüntüsü düşürülen saydamsız düz yüzey.
ELEKTRİK TESİSATI: Binalarda asansör tesisatı dışında kalan, elektrikle ilgili tesisat.
EMAY: Mine
EMAYE: Emay ile kaplanmış eşya. Mineli eşya.
EMLAK: Mülk ve maldan oluşan emlak kelimesi ev, arsa, bağ, bahçe, tarla, ve arazi gibi taşınmayan malların orta adına denir.
EMLAK BEYANI : Şahıs, kurum ve kuruşlarca sahibi olduklarını ispatlayarak bulundukları bölgedeki bağlı oldukları belediyelere makbuz karşılığı verilen belgeye denir.
ENİNE: Bir cismin veya yüzeyin eni boyunca, enlemesine.
ESKİS: Bir tasarımın ön taslağı.
ETEK: Binanın kaide bölümü, bina eteği, subasman.
FİLETO: Aynı yüzeydeki iki ayrı renkli boya ya da badanayı birbirinden ayırmak üzere çizilen bir veya birkaç yatay çizgi.
FİRKETE: “U” harfi şeklinde bükülmüş çoğu 12 metre boyunda beton çeliği.
FORMEN: Yapıda başka ustaların da görevlerini yüklenebilecek deneyimli usta, ustabaşı.
FOSEPTİK: Kanalizasyon bulunmayan yerlerde, pis suları içinde toplamak üzere yapılan sızdırmaz çukur.
FRANSIZ BALKONU: Döşemeye kadar inen ve kapı gibi açılan, önü korkuluklu pencere; Fransız penceresi de denir.
FRİZE: Boydan boya çok düzgün çizgileri bulunan (ahşap kaplamalık).
GECEKONDU : Hazine arazileri üzerinde izinsiz ve yetkisizce çok kısa sürede yapılan derme çatma kaçak yapılara denir.
GEÇİT: İki yapıyı birbirine bağlayan üstü örtülü yol.
GEÇME AVADANLIK: İki ahşap parçayı birbirine bağlayan silmeli ahşap ara parça.
GEÇME: Lehim, kaynak veya çakma işlemlerinden yararlanmadan, parçaları birbirine takıp kenetleme. Ahşapta, tutkallı geçme yapılabilir.
GELİŞME ALANI: Nazım imar planında kentin gelişmesine ayrılmış alan, inkişaf alanı.
GİYOTİN PENCERE: Düşey sürme pencere.
GÖZPENCERE: Çatı katlarında veya kapı üstlerinde yapılan yuvarlak ya da oval biçimli çoğu süslü küçük pencere.
GRAFİK: Cisimleri çizgi veya çizimlerle gösterme sanatı.
HACİZ : İhtilaflı işlerden doğan pürüzün çözümü için konulan şerhe denir.
HACCAR: Taş işçisi.
HALKATONOZ: Planı içiçe iki daire yayı şeklinde olan tonoz.
HARABE: 1. Eski yapı veya kent yıkıntısı, kalıntı. 2. Yıkılmış veya yıkılmaya yüz tutmuş yapı veya kent.
HARÇ: Yapıda tuğla ve taşları birbirine bağlamak, duvar ve tavanları sıvamak için kullanılan kum, kireç, çimento ve suyla yapılan hamur.
HARPUŞTA: Dış etkilere açık duvarların üstünü örterek yağmur ve kar sularını yanlara akıtan eğik veya yuvarlak bölüm, duvar semeri.
HARİTA: Coğrafya olgularının dağılımını bir plan üzerinde gösteren ölçekli çizimdir.
HASAR: Kırılma, çatlama, yıkılma gibi zarar.
HATIL: Ağırlığı yatay olarak dağıtmak ve duvarların düşey olarak çatlamasını önlemek amacıyla, duvarın içine yatay olarak boydan boya uzatılan ahşap, tuğla ya da beton bağlama öğesi.
HAZERAN: Eşya yapımında kullanılan bir tür kamış.
HAZNE: Depo. Oluk ile yağmur borusunun arasına yerleştirilen, bir çeşit huni görevi yapan çinko tekne, sandık.
HELİK: Duvar örülürken büyük taşlar arasına yerleştirilen küçük taşlar.
HİSSELİ TAPU : Birden fazla kişinin sahip olduğu belgeye denir.
İÇ BALKON: Binaların içinde yer alan, giriş holüne, salona veya sofaya bakan balkon.
İFRAZ : Tapu kütüğünde kayıtlı bir taşınmazın birden fazla parsel haline getirilmesidir.
İMALAT BİRİM FİYATI: Yapım birim fiyatı.
İMAR HUDUDU: Nazım planı bulunan yerlerde nazım plan sınırları, bulunmayan yerlerde belediye sınırları.
İMAR DURUMU: İmar parselinin boyutlarını, sınırını, imar planında kullanım şeklini ve yapılacak yapının teknik şartlarını belirten belgeye denir.
İNTİFA HAKKI: Emlakın iradından faydalanma hakkına denir.
İPOTEK: Alacaktan kalan kısmı için konan şerhe denir
.
İRTİFAK HAKKI: İki emlaktan diğerine geçiş hakkı tesisine denir.
İSPANYA BEYAZI: Boyacılıkta kullanılan tebeşir tozu.
İSKAN: Yapılan yapının bitmesi nedeni ile oturulmak için alınan yapı kullanım izine denir.
İZALE-İ ŞUYU: Hissedarlar arasında paylaşılmayan emlakın mahkeme yoluyla satışına isteme şekline denir.
İTALYAN DAMI: Çevresi korkuluklu, üstü teras şeklinde düz dam.
KADASTRO: BİR ÜLKE SINIRLARI İÇERİSİNDEKİ HER ÇEŞİT ARAZİ VE MÜLKLERİN YER YÜZÜ ÜZERİNDEKİ, YER VE KONUMLARINI, ALANLARINI, DEĞERLERİNİ, ÜZERLERİNDEKİ HER TÜRLÜ HAK VE YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ TESPİT EDEREK PLANA BAĞLAMA İŞİDİR. ÜLKEMİZDE KADASTRO ÇALIŞMALARI 3402 SAYILI KADASTRO KANUNU NA GÖRE YAPILIR.
Kadastro Bölgesi: Her ilin merkez ilçesi ile diğer ilçelerinin idari sınırları içinde kalan yerler kadastro bölgesini oluşturur.
Kadastro Ekibi: Normal şartlarda kadastro ekibi; En az iki kadastro teknisyeni, mahalle veya köy muhtarı, ve üç adet bilirkişiden oluşur.
KAMA: Ahşap parçaları birleştirmek veya sıkıştırmak için kullanılan konik ahşap takoz.
KAMULAŞTIRMA: Kamulaştırma (istimlak), kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların bedelleri ödenmek şartıyla .Devlet veya kamu tüzel kişi mülkiyetlerine geçirilmesi işlemidir.
KAPLAMA (ince): Kalınlığı 6/10 (0.6mm.) veya daha az olan kaplama.
KAPLAMA (kalın): Kalınlığı 12/10 –18/10 arasında olan kaplama.
KAPLAMA (normal): Kalınlığı 6/10 – 8/10 arasında olan kaplama.
KAPLAMA (duble): Kalınlığı 8/10 –12/10 arasında olan kaplama.
KAPLAMA: Bir yüzeye daha iyi görünüm kazandırmak için veya koruma amacıyla geçirilen başka maddeden kat:Maden, ahşap, taş kaplama.
KARIN VERME: Kolon veya düşey yüzeyin, ağırlık etkisiyle kavisli bir şekil alması.
KARKAS: Bir yapının taşıyıcı öğelerinin tümüne verilen ad; iskelet de denir.
KAT İRTİFAKI : Bir arsa üzerinde ileride kat mülkiyetine konu olmak üzere yapılacak ve yapılmakta olan bir veya birden çok yapının bağımsız bölümleri için, o arsanın maliki veya ortak malikleri tarafından, Kat, Mülkiyeti Konunu' na göre kurulan irtifak hakkıdır.
KAT KARŞILIĞI ANLAŞMASI: Taraftar arasında şekil, biçim adet (yüzde ) karşılığı bedel ödemeksizin Tapu Sicil Müdürlüğü'nce senet altına temlik şeklidir.
KAT MÜLKİYETİ : Tamamlanmış bir yapının kat, iş bürosu, dükkan, mağaza, mahzen,depo gibi bölümlerden ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli olanların üzerinde, o taşınmazın maliki veya ortak malikleri tarafından Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre kurulan özel mülkiyet hakkına denir.
KİLİT: Anahtarla işleyen kapama düzeni.
KİRALAMA İŞLEMİ: Taraflarca belirli zaman ve şartlarda anlaşarak sözleşme altına alınan kullanım şekline denir.
KOORDİNELİ ÇAP : kadastro pafta üzerinde ilgili parselin koordinatlarının bulunduğu vesikaya denir.
KURU MÜLKİYETİ: Emlakta hak sahibi olup tasarruf sağlamayan intifa hakkı ile hareket edebilen terime denir.
LİMON KİRİŞİ: Merdiven kolunun iki yanında uzanan kirişler.
LİMONLUK: Bitkilerin saksılar içinde kışın barındırıldıkları camekanlı yer. Sera da denir.
LÖKÜN: Kireç zeytinyağı karışımı macun.
MAFA: Ucu halkalı cıvata veya çivi.
MAFSAL: Eklem, oynak.
MAFSALLI: Mafsalla birleştirilmiş olan.
MAHYA: Çatıda iki eğik yüzeyin, dışta 180 dereceden büyük bir açı yaparak birleştiği çizgi.
MANSART: Her yüzünde değişik eğimli iki dam yüzeyi bulunan bir çeşit kırma çatı.
MARKİZ: Bir kapı ya da pencere önünü yağmurdan korumak için yapılan saçak.
MEKAN: İnsanı çevreden belli bir ölçüde ayıran ve içinde eylemlerini sürdürmesine elverişli olan boşluk.
MENTEŞE: Kapı ve pencere kanadı gibi şeyleri açılıp kapanacak şekilde tutturmaya yarayan eklemli maden parça.
MERDİVEN KOVASI: Dönerek çıkılan merdivenlerde ortadan görülen boşluk.
MERMER BADANA: Mermer kirecinden yapılan ve içine renk katılarak sıva üzerine iki ya da üç kat sürülen badana.
MEVZİİ İMAR PLANI: Bir bölgeye mahsus olan ve genel olmayan planlanmış bölgeye denir.
MİRASIN İNTİKALİ : Ölen bir kimsenin mal varlığı ile alacak ve borçlarının mirasçılarına geçmesine denir.
MÜSTAKİL TAPU : Bir kişinin kendi başına sahip olduğu belgeye denir.
NACAK: Kısa saplı odun baltası.
NORM: Standart.
OKSİT BOYA: Boyarmadde olarak kullanılan maden bileşiklerine verilen ad.
OLUK: Bir şeyin akmasına yarayan, üstü açık boru. Çatıda yağmur suyunu toplayıp yağmur iniş borusuna götüren üstü açık çinko, galvanizli saç veya plastik kanal.
ORTA DERECE EĞİMLİ ÇATI: Eğimi yüzde 25 ile yüzde 70 arasında olan çatı.
OTURMA: Bir yapının altındaki zeminin hareketi veya sıkışması dolayısıyla aşağıya doğru hareketi.
ÖLÇEK: Harita veya çizimde görülen uzunluklarla, bunların imlediği gerçek uzunluklar arasındaki oran.
ÖLÇME NİŞANI: Çatlak duvarların daha çok açılıp açılmadıklarını anlamak için çatlağın iki yanına tutturulan cam.
PAFTA: Büyük haritayı meydana getiren parçaların her birine denir.
PANORAMİK ASANSÖR: Çıkıp inerken bir manzaranın veya bir iç mekanın görülebilmesi için yapılan, çevresi saydam camlı asansör.
PARKE: Meşe, gürgen ve kayın kerestelerinin makinelerde işlenmesiyle elde edilen dar uzun döşeme kaplama gereci.
PENCERE: Dışarısını görmek, hava ve ışık almak için duvarlarda yapılan ve doğramayla camdan meydana gelen açma.
PLASTİK BADANA: Plastik boyayı birkaç kat sürerek yapılan badana.
PLASTİK BOYA: Film yapıcı öğesi, bir plastik emülsiyonu olan boya.
PREFABRİKASYON: Hazır elemanlar veya bileşenlere yapı kurma.
PRİZ: Elektrik akımı almak veya anten, televizyon bağlantısı kurmak için fişin sokulduğu yuvaları olan araç.
RADYATÖR MUSLUĞU: Sıcak akımın radyatöre girmesini sağlayan musluk.
RADYATÖR: Bir borunun ışıma yüzeyini artırmaya yarayan düzen.
RASPE: Demir veya tahtayı kazımak için kullanılan iri dişli çelik eğe, törpü.
RENDELEMEK: Rende ile pürüzler gidermek.
REPETİSYON: Belli bir aletle yapılan açı ölçmesinin duyarlılığını artırmak için ölçmenin yenilenmesi yöntemi.
RESTİTÜE ETMEK: İlk şekline getirmek, eski şeklini yapmak.
REZERVUAR: Sarnıç, hazne.
ROPERLİ KROKİ: İlgili parselin yapılabilmesini sağlayan, gerekli ölçülerin bulunduğu vesikaya denir.
SAHANLIK BASAMAĞI: Bir merdivende, çıkışta sahanlıkla birleşen, sahanlık düzeyindeki basamak.
SALMASTRA: Sızdırmazlık işlerinde kullanılan, saç gibi örülü bir çeşit kordon.
SANDIKLI: Duvar kaplamalarında kullanılan bir çeşit tahta.
SAPLAMA: Somunsuz olarak kullanılan cıvata.
SARAK: Yapı yüzlerinde boydan boya giden yatay, enli, az çıkıntılı, süslü veya düz kuşak.
SARKMA: Merdiven basamaklarının ön veya yanlarında yapılan profilli çıkıntı.
SARMAL: Hels biçiminde olan, helezonik spiral.
SARNIÇ: Kagir yeraltı deposu.
SATIŞ: bir malın mülkiyetinin belli bir bedel karşılığında bir başkasına devredilmesi işlemidir
SATIŞ VADİ : Taşınmazın satışının bir kimseye vaat edilmesidir.
SAZ ÇATI: Kır yapılarında uygulanan, ince kamışla örtülü çatı.
SINIRLANDIRMA HARİTALARI: Sınırlandırma haritası, tapuda kayıtlı olup da
henüz kadastrosu yapılmamış alanlardaki taşınmaz malların
sınırlarını belirlemek amacıyla yapılır.
SON BASAMAK: Bir merdivenin bitiş basamağı.
STRÜKTÜR: Bir yapının taşıyıcı bölümü.
ŞİRVAN: Çatı arasında veya dükkanların üzerinde bulunan basık oda.
ŞERH: Tapu kütüğüne geçici mahiyette olmak bazı şahsi hakların kaydedilmesine denir.
ŞÖNT BACA: Çok katlı yapılarda, her katın bir kat yüksekliğince giden bacasının ana bacaya birleşmesiyle meydana gelen bacalar grubu.
ŞUFA HAKKI: Hissedarlar arasında birinin üçüncü şahıslara satışında yürürlüğe girme hakkına denir.
TADİLAT PROJESİ: Yapıdaki herhangi bir değişikliği göstermek üzere hazırlanan ve asıl projenin eki olan proje.
TALAŞ: Testere ile biçilen veya rende, törpüyle işlenen bir ahşap parçadan dökülen kırıntılar.
TAM BOYUT: 1/1 ölçek.
TAMPON BOYA: Fırça darbeleriyle yapılmış kabartmalı boya.
TAPA: Boru uçlarının kapatılmasnda kullanılan; ahşap, maden ya da plastik parça.
TAPU VE KADASTROL MÜDÜRLÜKLERİ : Akitli ve akitsiz işlemleri ile arazi, arsa ve binalar üzerinde yapılan değişikleri işleyen, kayda geçen, bunların sicilini tutan devlet dairelerine denir.
TAPU SİCİLİ: Tapu sicili; taşınmaz mal ve üzerindeki hakların durumlarını göstermek üzere Devletin sorumluluğu altında tescil ve açıklık ilkelerine göre tutulan sicildir. Tapu sicilinde, taşınmaz malların yüzölçümü, maliki gibi özellikleriyle beraber, irtifak, rehin, şerh ve beyanlar hanesinde taşınmaz mala ilişkin hak ve yükümlülükler gösterilmektedir. Tapu sicilinin tutulmasından Devlet kusursuz sorumludur.
TEDBİR: Emlak ile olan ihtilafın ve alacaktan doğan ihtilafın çözümü için konan şerhe denir.
TEPECAMI: Tavanda veya tavana yakın yerde bulunan camlı pencere.
TEVZİ DEMİRİ: Dağıtma demiri.
TEVHİD : Tapu kütüğünde kayıtlı birden fazla taşınmazın tek bir parsel haline getirilmesidir.
TOZ BOYA: Toz halindeki boyar madde.
UZATMA: İki ucu yivli, boru ekleme parçası.
UZUNLUK: Bir şeyin bir ucundan öbür ucuna kadar olan uzaklığı. Boy.
ÜSTEMEL: Bina eteği, etek duvarı veya subasman.
ÜSTLÜK: Üst pencere. Kapı üzerindeki vasistas gibi.
VANA: Valf, büyük saplı siber.
VANTİLATÖR: Elektrik akımıyla işleyen, havayı iterek harekete geçiren bir çeşit fırıldak.
VASİSTAS: Pencere veya kapı üzerinde bulunan, havanın değiştirilmesine yarar, alttan menteşeli pencere, bir çeşit üstlük.
VEKALET: Kişinin kendi iradesi ile tayin ettiği bir temsil şeklidir.
VERASET BEYANI :Varislerin mahkeme kanalı ile kendilerini ispatlamaları neticesinde menkul ve gayri menkullerini kendi adlarına veya müşterek olarak ilgili daireye beyanda bulunmalarına denir.
VERASET İLAMI : Kanuni varislerin ölenin varisleri olduklarını resmi kayıt evrakları neticesinde kendilerini kanıtlamalı ve ilgili mahkemeden almış oldukları tasdikli belgeye denir.
V KOLON: Yükleri üstteki iki noktadan alıp tek bir yük halinde temele aktaran, Vşeklinde kolon.
YALIM: Alev. Bıçak türünde kesicilerin keskin yüzü.
YALITIM: Isı ve ses geçirmezliği sağlama; izolasyon.
YAPI DONANIMI: Sabit ve sabit olmayan mobilya ile çeşitli cihazlar ve tesisat.
YAPI ELEMANI: Bir yapının, biçimlendirilmiş yapı gereçlerinden meydana gelen ilksel parçası.
YARIM BİNDİRME: Yarım lambalı tahtaları yan yana getirerek yapılan birleşme.
YASSI: Yayvan, düz.
YAY: Türlü biçimlerde yapılan esnek, madeni parça. Karyola yayı, kilit yayı, kanepe yayı gibi.
YENİLEME: Bir kentin, kentsel parçanın ya da bir yapının belirli bölümlerini, tekniğe uygun şekilde yenileştirerek koruma.
YOLDAN İHDAS HARİTALARI: Yoldan ihdas,imar planı uygulaması sırasında kapanan yol nedeni ile oluşan taşınmaz malın tescili amacıyla yapılan haritalardır.
YÜZ: Yapının cephesi. |